26 Ocak 2015 Pazartesi

Tolgay "Jeneratör" Arslan


Beşiktaş'ın aslında sezon başında sağ bek transferiyle birlikte yapması gereken şeydi orta saha rotasyonuna bir oyuncu daha katmak. Gücünü Veli-Atiba ikilisinin enerjisi ve mücadelesinden alan takımın merkez orta saha rotasyonundan bahsetmek yalnızca kağıt üstünde mümkündü. Necip ve Oğuzhan'ı da bu rotasyonda sayıp sorun yokmuş gibi davrananlar da vardı elbette ama sezon içinde bu rotasyonun suni olduğu ortaya çıktı. Bu iki oyuncunun sahaya koyduğu direncin kalitesi "ikameleri" olarak gösterilen isimlerde bulunmuyordu. Zaten Necip ve Oğuzhan, Atiba-Veli'nin ikamesi değildi ki!

Rotasyonun sayısal eksikliğinin yanı sıra saha içinde de oyun çeşitliliği bakımından eksiği vardı. Veli ve Atiba defansif yükü fazlasıyla yükleyip takımı rahatlatırken hücumda ortaya ekstra bir şeyler konması gereken zamanlarda yeterince çabuk ve yaratıcı olamıyorlardı. Olimpiyat Stadı'ndaki sıkıcı Rizespor ve Eskişehirspor beraberliklerinin altındaki sebeplerden biri de aslında buydu. Beşiktaş orta sahasının gerisindeki iki oyuncuyla rakipler için fazla tahmin edilebilir kalabiliyordu.

Bilic buna takım içinden bir çözüm üretti ve Atiba'yı Beşiktaş ataklarındaki "+1 hücumcu" olarak ileriye yolladı. Atiba yeri geldi ceza sahasında arka direğe yaptığı koşuyla kafa golü aradı, yeri geldi Kerim Frei ile duvar pası yapıp gol hazırladı. Fena bir çözüm değildi aslında.


Fakat film fikstürün yoğunlaştığı dönemde koptu. Veli'nin sakatlığı, Atiba'nın cezası derken Beşiktaş hedef maçlarda bu ikiliyi bir araya getiremediğinde hep sıkıntı yaşadı. Son sıkıntı da Galatasaray maçında ortaya çıktı; Atiba'sız Beşiktaş orta sahasında Veli yanında Oğuzhan varken öne çıkamazken Oğuzhan da savunma-hücum dengesini kuramadı, üstüne bir de Veli'nin kırmızı kartı eklenince orta sahanın göbeği bomboş kaldı. Sonra da Sosa-İsmail Köybaşı gibi fantastik bir değişiklik geldi tabi.

Gelelim Tolgay'a

Tolgay Arslan için Beşiktaş'ın ihtiyaç duyduğu orta saha jeneratörü diyebiliriz. Şu yazıdan geçen ve lazım olan jeneratör kendisi.

Beşiktaş hücumlarda gücünü orta sahadan alırken bu durumlarda karanlıkta kalma riskiyle karşılaşıyor. Kaldı ki Atiba ve Veli'nin taktik icabı değil, sakatlık (vur masaya), ceza nedeniyle sahada yer almadığı zamanlar da olacak. O zaman kenarda bir jeneratör bulundurmak şart. Oyuna direnç katıp yenen baskıyı karşılayacak, aynı zamanda pas yapıp oyun kurulmasına yardım edecek. O jeneratör şart.
 Tolgay hem Beşiktaş merkez orta saha rotasyonuna nitelik ve nicelik katabilecek biri, hem de mevcut iki oyuncudan da farklı meziyetlere sahip. Şöyle bakalım;


Tolgay bu sezon ligde 13 maça çıkmasına rağmen aldığı süre istatistikleri etkileyebilecek şekilde orantısız olduğundan geçen sezonun istatistiklerini de en sağa iliştireyim dedim. Ne görüyoruz? Açık şekilde Atiba ve Veli'den daha "yaratıcı" olduğunu. Bu sezon daha az topla oynamasına rağmen ikisinin toplamı kadar yaratıcı aksiyona girebilmiş Tolgay.

Gelelim topu rakip kaleye taşıma noktasına. Whoscored.com'un 5 büyük ligi baz alarak hazırladığı ve birkaç hafta önce yayınladığı "İstatistik Liderleri" çalışmasında başarılı dripling alanında 5. sırada yer alıyordu Tolgay.





Bu da 2 sezon öncesinden. Tolgay'ın Bundesliga'daki tüm oyuncular içinde çeşitli alanlarda aldığı sıralar hiiiç fena değil.


Hamburg bu sezonu 7. sırada, Avrupa kupalarına katılım potasının hemen dışında tamamlamıştı. Sonraki iki sezondaysa karışıklık ve istikrarsızlıktan bir türlü kurtulamadılar. Geçen sezon ligde kalmayı Greuther Fürth'le oynanan play-out maçıyla garantilerken bu sezon da kısır ve başarısız görüntülerine devam ediyorlar. Yani Tolgay yukarıdaki performansı sergilediği görüntüsünün üstüne koyamadıysa etrafındaki karışıklığın bundaki payı çok büyük.

Tolgay'ın bu sezonki başarılı dripling ortalaması maç başına 1.4 (deneme ortalaması 2) Aynı istatistiklerde Atiba 0.5 Veli de 0.3'le epey geride kalıyorlar. Onlar da işin defansif kısmında Tolgay'a fark atmış durumdalar; Pas arası ve ikili mücadele kazanma istatistiklerinde Veli 1.7-3.1, Atiba 1.8-2 rakamlarını tutturmuşken Tolgay bu sezon itibariyle 1-1.6'da. 

Bunca sayıya boğmaya gerek yok aslında okuyanları, özetle Tolgay "Box-to-box" kelimesinin içeriğini dolduracak şekilde iki yarı saha arasında mekik dokuyan, topla dikine giden, adam eksilten, araya gollük pas atabilen bir orta saha. Veli ve Atiba gibi işin defansif kısmında ağır yük sırtlayan biri değil, savunmayı güçle değil akılla yapıyor daha çok. Bundan kastım şu; oyunu okuyup topun düşeceği yerde bitme, pas arası yapma, rakiple top arasına girme konusunda gayet mahir. İyi olduğu bir konu da işin "faul kazanma" kısmı. Korakor mücadeleden kaçan biri değil ama zamanla bu yönünü de geliştirebilir.

Yazıya kısa bir vine arası.

En başta Tolgay'ı "İki dinamoya bağlı işleyen takımın ihtiyaç duyduğu jeneratöre" benzetmiştim. Şimdi bir başka tanım yapacağım; "Tolgay Arslan Beşiktaş orta sahasının kendine yakışanı giymesidir"

Ne gibi? Derbi ve zorluk seviyesi yüksek maçlarda Bilic muhtemelen Veli-Atiba'dan şaşmayacaktır ama rakibin domine edilmesi şart maçlarda onu 11'de görebiliriz. Ayrıca Tolgay'ın varlığı Veli-Atiba'nın bazı maçların son bölümünde kenara alınıp sakatlık ve kart riskinden korunmasını sağlayıp rotasyonu da diri tutacaktır.

Tolgay'ın oyun karakteriyle ilgili şunu da eklemek lazım. Çoğu zaman topu alır almaz oyalanmadan ileri uzun paslar deneyen, bazen topu kontrol dahi etmeden gelişine oynamayı seven yapıda. Bu da haliyle pas yüzdesini düşüren bir durum. Aynısı Sosa'da da mevcuttu ve kendisiyle ilgili yazdığım şu yazıda kısaca bahsetmiştim.

Topu ayağından çıkardıktan sonra durmayan, koşu başlatan veya verkaçlara girişebilen bir oyuncu. Kaleye yakın bölgelerde çok önemli tehlikeler yaratan paslar atabilmesinin yanında bir eleştiri olarak pas yüzdesinin düşüklüğü gösterilebilir. Evet, rahatlıkla kilidi açabilecek paslar atabiliyor ancak oyunu basit pas hataları da barındırıyor. Bunun sebebi olarak da yukarıda bahsettiğim “topu ayağından hemen çıkarıp harekete geçme” dürtüsünün kararını uygularken hataya yol açmasını gösterebilirim. Yoksa özellikle duran toplarda arkadaşlarının ağzına asisti koyan bir oyuncunun kötü bir pasör olması gibi bir ihtimal zaten yok.

Kaldı ki Sosa Süper Lig'de daha düşük tempoda oynamaya başlayınca bu özelliğiyle fark yaratmaya da başladı. Tolgay'ın da Süper Lig'in en az 2 katı hızındaki Bundesliga'da çabuk ve zaman zaman tek pas oynamaya alışmış olması bu açıdan olumlu bir nokta. Yine de bazen etkileyici bir çalım attıktan sonra "Bu da atılır mı?" dedirtecek bir pas hatası yapacaktır. O yönünü de geliştirmesi lazım.

Tolgay Arslan orta saha rotasyonu açısından hayati bir takviye oldu ama şu an itibariyle Veli ve Atiba'yı yedekleyecek, oyun planına çeşitlilik katabilecek bir oyuncudan ibaret. Trabzonspor'un devreye girmesiyle pembe diziye dönen transfer süreci onu taraftarın gözünde bir yıldız oyuncu konumuna sokup yanlış beklentiler yaratmamalı. Kaldı ki Trabzonspor devreye girmeseydi Beşiktaş sessiz sedasız ve cüzi maliyetle transferi bitirecekti. (yine cüzi maliyetle bitti o ayrı :)

Tolgay hücum orijinli olup sonradan modern orta saha rolüne evrilmiş, büyük umut vaat ettiği bir çıkış döneminin ardından takımındaki 1.5 yıllık belirsizlik sonucu gelişimi duraklamış bir oyuncu. Beşiktaş'a geldikten sonra çoğu oyuncunun kariyerinde yükseliş yaşadığını düşünürsek tercihini doğru taraftan yana yaptığı söylenebilir. Pedro'dan Veli'ye, Gökhan Töre'den Olcay'a, hatta kariyeri boyunca Avrupa'da hatrı sayılır takımlarda görev almasına rağmen Beşiktaş'ta rolleri artan, yardımcı oyuncudan zaman zaman başrole evrilen Atiba'ya kadar kadrodaki çoğu oyuncu Beşiktaş'a geldikten sonra yükselişe geçti. Beraber büyüyen bir takım hüviyetindeki Beşiktaş Tolgay için de en doğru seçenek görünümünde.

Son olarak muhtemelen hepinizin zaten defalarca izlemiş olduğu şu video ile kapanışı yapalım. Norveçli DJ kardeşimiz Kygo'nun bu remixini gerçekten çok beğeniyorum, biraz da kulaklar bayram etsin.




,