14 Şubat 2015 Cumartesi

Liverpool'a detaylı bakış


Kura çekiminden beri bu yazıyı yazmayı düşünüyordum, epey uzun süredir yani. Liverpool'un oynayacağı son maçın sonuna kadar bekleme kararı aldım ki geride bıraktığımız 2 ay içinde bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu da görüyorum.

2 ay önce, kura çekiminin olduğu gün. Liverpool bir gün önce Manchester United'a 3-0 kaybetmiş, hafta içinde Şampiyonlar Ligi'ndeki tamam-devam sınavında Anfield'da Basel'i yenemeyip grupta 3. olmuş (Ludogorets'i son dakikada zor zor yenerek alınan tek galibiyet, Real Madrid'e gol atılamayan 2 maç ve Basel'den alınan 1 puan var) ligde işler zaten hiç yolunda gitmiyor. Basel maçının ertesi günü forumları, Twitter'ı yoğun olarak takip ettim. Rodgers'ın kovulması gerektiğini düşünen bir çoğunluk vardı ki takımın üstündeki tedirginlik taraftara da yansımıştı. Birkaç gün sonra kurada Beşiktaş çıktığında "Bu haldeyken bizi herkes eler" diyordu çoğu taraftar. Doğruydu da, o zaman da dediğimiz gibi, "Maçlar bir hafta içinde oynansa Beşiktaş tur atlar ama 2 ay uzun bir süre, bekleyip görmek lazım"


Bekledik ve gördük. Her şey yavaş yavaş değişti. United maçında 3'lü savunma deneyen Rodgers sonrasında buna devam etti ama Premier Lig'de en çok savunma hatası yapan oyuncu konumundaki Lovren'i kesip önce Kolo Toure sonrasında da Emre Can'ı oraya monte ederek. İnadını kırıp Sakho'yu da 11'e monte etmesi takımın savunma sorunlarının çoğunu çözecekti; 4'lü savunmadaki sağ bek sıkıntısı (Glen Johnson'un İNANILMAZ formsuzluğu, Manquillo'nun  tutarsız ve henüz yeterli olmayan performansı), sol bek Moreno'nun bireysel hatalarının sıklığı, Skrtel'in sürekli kontrol altında tutulma gerekliliği (Eskiden Agger bunu çok iyi yapardı, Lovren ise bir türlü iyi bir ikili oluşturamadı) Rodgers'ı bu çözüme itti, ve bu çok da iyi bir çözüm oldu.



3-4-2-1 sistemi sadece savunmadaki sıkıntılar nedeniyle iyi bir çözüm olmadı tabi. Liverpool'un geçen sezondan beri bağıra bağıra varlığını belli eden defansif orta saha ihtiyacını giderecek transfer yapmaması aslında "gidici" görünen Lucas'a bel bağlamasına neden oldu. Lucas mevcut orta sahasında sertliği sağlayabilecek tek isim. Henderson çok iyi bir 8 numara, zamanla daha da iyi olabilir, Gerrard savunma önünde oynatılmaya başladığından beri köreldi ve ne rakip savunmaları kovalayabiliyor ne de oyun içinde yeterince etkili olabiliyor, Allen ise fizik zaaf nedeniyle verimsiz.

Şimdi Liverpool oyuncularına kısaca bakıp ardından Beşiktaş'ın nelerle karşılaşabileceğine geçelim;

SIMON MIGNOLET

Geçen sezonun başında Sunderland'den transfer edilen Mignolet oldukça iyi bir kaleci aslında. Öyleydi yani. Geçen sezon şampiyonluk yarışında birkaç istisna dışında hatalı bir gol yediğini, performans düşüklüğü yaşadığını hatırlamıyorum ama bu sezon savunmadaki düzensizlik onu da etkiledi.

Önündeki stoperlerle bir türlü sağlam bir iletişim kuramayan (stoperler sürekli değiştiği için de olabilir tabi) köşe vuruşlarında çizgiyi çoğu zaman terk etmeyen ve üst üste hatalar yapan Mignolet psikolojik bir yıkım yaşadı. Kaleciler ve forvetler bu tip yıkımları en çok ve yoğun yaşayan oyunculardır, Mignolet üst üste rezil hatalar yaparken Liverpool sanki yeterince sorun yokmuş gibi bir de kaleci sıkıntısıyla baş başa kaldı.

Rodgers'ın onu bir süre yedek bırakması ve sorunlarını çözmeye davet etmesinin ardından dönüşü kuvvetli oldu ve şu an eski haline dönmüş gibi. Kendisi bunun sırrı olarak nişanlısının "Acaba bazı şeyleri gereğinden fazla düşünüp sorun mu yaratıyorsun?" sorusu olarak görüyor. Ardından kulüpteki oyunculara geçen sezondan beri destekte bulunan psikiyatrist Steve Peters'ın kendisiyle bir süre görüşmesi mental açıdan işleri yoluna koymasını sağlamış.

SAVUNMA

Emre Can dahil olduğundan beri bu üçlü Premier Lig'in en iyileri arasında, hatta en iyisi desek yeridir. Versatil bir orta saha olarak transfer edilen Emre, Rodgers tarafından savunmadaki geniş gediği kapama amacıyla kullanıldı (Leverkusen'deyken de stoper oynamışlığı vardı) ve bu plan işe yaradı.

Kanat bekler Moreno ve Ibe (Beşiktaş maçında Ibe'ın oynayacağını varsayarak) Sakho ve Emre Can'a güvenerek öne daha rahat çıkıyorlar ve onların savunma zaafları bu iki stoper sayesinde kapatılıyor. Aslında hataya çok meyilli olan Skrtel de bu iki stoper yanındayken daha güvenli oynuyor.

Emre savunmada oynarken topla çıkan, oyun kurulumuna yardımcı olan biri. Bu da Liverpool'un hücum opsiyonlarını zenginleştiriyor. (Bolton karşısında oyun kilitlenmişken topla çıkıp savunma arkasına attığı pasla skoru değiştirmişti) Aynı maç içinde önce stoper, sonra da orta saha olarak aynı enerjiyle oynayabilen bir oyuncu olması da inanılmaz. Topu çok iyi taşıyan, güçlü biri ve çıkışlarını durdurabilmek lazım. Bu pek kolay değil tabi. Sakho ise her ne kadar fiziği nedeniyle topu ayağına aldığında hata yapacakmış gibi gözükse de genellikle başarılı paslar atabiliyor. Özellikle uzun diyagonal pasları rahatlıkla atabilmesini izlemek keyifli. Yine de şöyle bir dezavantajı var; eğer yoğun bir baskıyla karşılaşırsa hataya meyilli. Onu panikletmek ve Liverpool savunmasını şoka uğratmak için Beşiktaş'ın hücumcularının "öncül savunmacılar" gibi oynaması gerekiyor.



Kanat beklere geçelim; bu yaz Liverpool'un hem sağ hem de sol bek sorunu vardı ve Alberto Moreno uzun süren görüşmeler sonucu Sevilla'dan transfer edildi. Hücumu seven yapısı ve hızı onu değerli kılan şeyler. Henüz genç ve işin savunma kısmında geliştirmesi gereken şeyler var, hataya meyilli olduğunu söylemek yanlış olmaz ama Sakho'nun varlığı onu bu açıdan oldukça rahatlatıyor. Tottenham maçında bu açıdan önemli bir pozisyon da yaşandı; Moreno'nun arkada bıraktığı boşluğu kullanan Tottenham hücum ederken Sakho rakibi karşılıyor, Tottenhamlı oyuncu ondan kurtulmaya çalışırken Moreno hızla olay yerine gelip topu kapıyor. Buradan çıkarılacak ders de sağ kanattan gelişecek kontratakların oldukça çabuk gelişmesi gerekliliği. Bu arada Lovren'den de kısaca bahsedelim. Geçen sezon Southampton'da oldukça başarılıyken bunun sırrı biraz da önündeki Wanyama-Schneiderlin ikilisiydi. Liverpool'da orta saha göbeği çok daha zayıf olunca rakiplerle direkt muhatap konumuna düşen Lovren ayrıca adaptasyon sorunları sebebiyle çok sayıda hata yaptı. Hiç güven vermeyen Lovren uzun süredir ilk 11 görmedi, Beşiktaş karşısında Emre Can orta sahada başlarsa o da 11'de yer alabilir.

Gelelim sağ kanat bekine. Glen Johnson, Javi Manquillo derken Rodgers 3-4-2-1'de ilginç bir şey deneyip Markovic'i oraya monte etti, sonrasındaysa Derby County'de kiralık olan Jordon Ibe takıma katıldı ve kendisini burada buldu. Markovic Beşiktaş maçında cezalı olacağı için Ibe'den bahsedeceğim.

Jordon Ibe 16 yaşındayken Wycombe'dan 600 bin euro civarı bir meblağ karşılığında transfer edildi ve tıpkı QPR'dan alınan Raheem Sterling gibi ondan da beklentiler büyüktü. Geçen sene onun için "Sterling ve Sturridge'in karışımı gibi. Sterling gibi hızlı ama ondan daha güçlü, Sturridge gibi bir bitirici olma potansiyeli de var" demiştim ki bu benzetmeyi pek çok kişi yaptı. Bu sezon Derby'de kanat forvet olarak oynuyordu, 5 de gol atmıştı ama Rodgers onu sağ kanat beki olarak kullanmaya karar verdi ve bunda başarılı da oldu.

Ibe'ın Everton ve Tottenham maçlarındaki performansı oldukça başarılıydı. Topsuz oyunda hücuma çok hızlı katılıyor, gözden asla kaçırılmaması lazım. Top ayağındayken de oldukça çabuk ve korkusuz. Rakiplerin üstüne rahatça gidebilen, rahatlıkla oyuncu eksiltebilen biri ve iki ayağıyla şut çekebiliyor. Gerek Moreno gerek Ibe konusunda Olcay ve Gökhan'ın savunma performansı çok önemli. Özellikle uzun süredir istese rahatlıkla sol bek oynayabileceğini söylediğim Olcay'ın bu maçlarda vereceği mücadele kilittir benim gözümde. Inter'in Camp Nou'dan 1-0'lık mağlubiyete rağmen finalist olarak ayrılmasını sağlayan müthiş savunma performansında Samuel Eto'o'nun üstlendiği role yakıştırıyorum onu.

ORTA SAHA

Üstte Lucas'ın ne kadar kilit bir isim olduğundan bahsetmiştim kısaca. Lucas Liverpool'un maç başına en çok defansif aksiyon gerçekleştiren oyuncusuydu ve artık yok. Beşiktaş karşısında sahada Henderson-Allen-Emre Can üçlüsünden ikisi olacak. Rodgers'ın savunma dengesini bozmak istememesi ve yaptığı açıklamada "Emre savunmada devam edecek" demesi eğer dinlendirilmez de Beşiktaş karşısında sahaya çıkarsa Emre'nin sağ stoper olarak görev alacağını gösteriyor.



Gelelim Joe Allen'a. Rodgers'ın Liverpool'dayken yaptığı ilk transferlerden biri olan ve "Galli Xavi" diyerek övdüğü Allen Swansea'deyken Liam Bridcutt ile birlikte pas yüzdesi 90 civarında seyreden bir maestro görünümündeydi.

Ancak Liverpool'da gerek daha büyük bir takımda rollerin değişebilmesi, gerekse sakatlıklar onu çok etkiledi. Özellikle omzundan geçirdiği ve ameliyat olmasına neden olan sakatlık hızını da özgüvenini de zedeledi. Ufak tefek bir oyuncu olan Allen çabukluğu,tekniği ve oyunu okuyabilmesiyle pas arası yapıp kazandığı topları olumlu kullanabilen biri aslında ve Palace maçındaki performansı gayet iyiydi ama Ne Atiba ne de Veli'nin karşısında yeterli olacağını sanmıyorum. Göbekteki savaş eşleşmenin en önemli kısımlarından biri olacaktır ve Lucas ile Gerrard'ın sakatlıkları Liverpool'u bu konuda zora soktu.

Henderson için çok da konuşmaya gerek yok aslında. Liverpool taraftarının "Engine" lakabı taktığı oyuncu gerçekten takımın enerji merkezi. Şu ana kadar takımın en çok süre alan oyuncusu ve yavaş yavaş Gerrard'ın gidişinin ardından alacağı role bürünmeye başladı. Saha içinde lider, mücadeleci, teknik ve şimdiden 11 asisti var. Hendo'nun ceza sahası etrafında görünmesi tehlike demektir.

HÜCUM HATTI

Gelelim en zorlu kısma. Bu başlık altında taktiksel olarak 3 isim var ancak hangileri Beşiktaş karşısında şans bulacak orası muamma. Biz en zorundan başlayalım yine de.

Philippe Coutinho. Kısa sürede Liverpool'un maestrosu olan Brezilyalının en büyük dezavantajı tutarsız performansları. Sezon başında olduğu gibi formsuzluk dönemine denk gelirse illallah ettirse de şu an formda gözüküyor ve formda bir Coutinho, Matic ve Fabregas gibi oyuncuları zor durumlarda bırakabilir. Hatta Fabregas'ı yerlerde de sürükleyebilir. Coutinho'nun kıvraklığı, dar alanda kısa süreden markajdan kurtulabilmesi ve çabuk bir şekilde kaleye yaklaşması büyük bir sıkıntı. Aralara saldığı zehir gibi paslar da cabası. Nasıl etkisizleştirilebilir? Tottenham maçının ilk yarısında Liverpool istediği futbolu oynayamazken herkes kendi başına bir şeyler dener haldeydi. Rakiplerle boğuşan Gerrard ve Henderson fırsat bulup Coutinho ile bağlantı kuramayınca Brezilyalı da tek başına kalmıştı ve etkisizleşmişti. Kendisi her ne kadar şut konusunda epey zayıf olsa da yakın dönemde Bolton'a attığı uzaktan bir gol de bulunuyor, yine de şutunun zayıf olduğunu düşünürsek Coutinho'yu oyundan izole edebilmek etkinliğini oldukça düşürecektir.



Gelelim yıldızlardan birine, Raheem Sterling'e. Sturridge'in sakatlığı, Balotelli'nin formsuzluğu derken zaten ağır olan yükü daha da ağırlaşan ve bir dönem Liverpool'u tek başına taşımak zorunda kaldı. Rodgers sık sık açıklamalar yapıp onu arada bir dinlendirmek gerektiğinden bahsediyor ve ayağındaki sakatlık nedeniyle Tottenham ve Palace maçlarında oynatılmadı. Beşiktaş karşısında sahaya sürülür mü, sürülürse ne kadar verimli olur yoksa Rodgers onu ligdeki Southampton maçına mı saklar bunu kestiremiyorum. Sterling dünyanın en çabuk oyuncularından biri olmasının yanı sıra geçen yıl oyun görüşünü de geliştirdi ve merkezde de başarılı olmaya başladı. Asıl sorun ise şu; Sterling ve Coutinho (hatta bunlara Sturridge'i de ekleyip Şeytan Üçlüsü'nü oluşturabiliriz) arasında müthiş bir uyum var. Bu iki oyuncu birbirine yakınsa önlemleri sertleştirmenin zamanıdır.

Adam Lallana. Lallana için 25 milyon pound ödendiğinde ben de bunun fazla olduğunu düşünenlerdendim. Hatta Liverpool'un çok daha az paraya Hoffenheim'den Firmino'yu transfer etmesinin daha mantıklı olduğunu da düşünüyordum. Yine de Lallana kendisini ligde kanıtlamıştı ve 5 ayrı mevkide oynayabiliyordu (Southampton'da oynamıştı yani) ayrıca İngiliz futbolcularda kolay kolay rastlanmayan tekniğe sahip kendisi. Çok ince bilek hareketleri, çalımları olan, oynadığı kadar oynatan da biri. Dezavantajı kolay kolay 90 dakikayı çıkaramaması, dayanıklılık konusunda biraz sıkıntılı ama Palace maçında 90+5 dakika sahada kaldı.


Daniel Sturridge'in sakatlığı Liverpool'un sezonun ilk yarısında en çok zorlanmasına neden olan şeydi. Eğer o sağlam olsaydı yenilerin takıma adaptasyon süreci krize dönüşmeyecek, Liverpool hücumda daha etkin kalabilecekti. Dönüşüyle fark yaratmaya da başladı zaten. Sadece iyi bir bitirici değil, aynı zamanda sık sık geriye gelip pas dağıtımına yardım eden, takımın sahaya yayılmasına da yardımcı biri. Ceza sahasındayken çok dikkatli olunması lazım çünkü ince çalımlar, açı gözetmeden çıkarabildiği sert şutların yanı sıra çok rahat penaltı alabilen bir oyuncu. Bunu sırf ayağını rakipten önce topa yaklaştırıp darbe alarak bile yapabiliyor.


Balotelli'den de bahsedelim son olarak. Liverpool'a transferini hata olarak görmeyenlerden biriydim çünkü oyuncuların gelişiminde iyi işler çıkaran Rodgers'a güveniyordum. Ancak Rodgers ligin ilk yarısında Balotelli ve Sakho konusunda sınıfta kalırken o da hiç ışık vermedi. Liverpool'un oyun karakteri olan çabuk yer değiştirme Balotelli'de görünmüyordu ve kendisi sahada epey tembeldi. Rodgers tıpkı Sakho ve Mignolet'de yaptığı gibi onu da bir süre kadronun dışında bıraktı ve tıpkı Sakho ve Mignolet'de olduğu gibi Balotelli de daha iyi döndü. Tottenham maçında attığı gol onun takıma aidiyetini ve moralini de yerine getirmiş gibi gözüküyor. Artık daha hareketli ve topsuz oyunda daha çok çaba sarf ediyor. Bir maça 11 başlamasının zamanı geldi ve ben Sturridge'in Southampton maçına saklanıp Balo'nun 11'de çıkabileceğini düşünüyorum. Bu durumda elbette Sturridge'in oynamasından çok daha iyi olur Beşiktaş için ama yine de delidir ne yapsa yeridir deyip gözden kaçırmamak lazım tabi.



SONUÇ

Beşiktaş nasıl oynamalı? Nasıl bir maç olur? Kaç kaç biter? Bunalıyorum bu sorulardan çünkü kahin değilim. Ayrıca pek fikir de yürütemiyorum çünkü en ufak bir detay her şeyi değiştirebilir bu tip maçlarda.

Nasıl oynanmalı? FM dışında takım çalıştırmışlığım yok, taktik deha da değilim ama Olcay kısmında bahsettiğim gibi Inter'in Camp Nou'da yaptığı savunmanın bir benzerini görmek isterim. Elbette Bilic'in elinde Zanetti,Chivu,Samuel,Maicon gibi oyuncular yok ama Arsenal ile oynanan ilk maçtaki performans beni umutlandırıyor. Liverpool şu sıralar özgüveni gittikçe artan, taraftarıyla bütünleşen ve sonuç alarak ilerleyen bir takım ve bu takımın bir Avrupa geleneği var. Avrupa kupası maçları oyuncusu için de taraftarı için de çok özeldir. Genç ve uçlarda dolanan bir takım. Erken bir gol ve buna müteakip boş alanlar bulursa o rüzgarla rakibi çok zor duruma da sokabilir, istediğini yapmakta zorlandıkça tercih hataları artabilir, stres seviyeleri yükselebilir.

Otobüsü çekmek yetmez, otobüsün motorunun çalışır durumda olması, Liverpool ataktayken aşağı yukarı ilerleyip yolu tıkayabilmesi lazım. 3 stoperle oynamanın bir avantajı rakip hücumlarında nadiren geniş alan bırakmaları. Stoperler orta sahaya yaklaşarak rakibi karşıladığında kanat bekleri de geri dönüp 5'liyi tamamlamış oluyor zaten, bu da Beşiktaş'ın hücumlarda ÇOK çabuk olması gerektiğini gösteriyor. Skrtel'i, Lovren'i çok eleştirdik ama Tottenham'la İstanbul'da oynanan maçta Kaboul'ü gördünüz. Çoğunuz ona hayran da kaldınız. O Kaboul de tıpkı Lovren, Skrtel gibi çok fazla hata yapan ve eleştirilen bir stoper ama bu Premier Lig seviyesi için geçerli. Kaboul karşısında Sosa'nın fizik etkisizliği aklımda. Bilic o maçta ilk yarıda kaleye yakın ve markaj altında etkili olamayan Sosa'yı ikinci yarıda biraz geri çekip 8 numara gibi oynatmıştı ve bu bence maçı da çözmüştü. Sosa'nın markajdan uzakta, rahatça savunma arkasına pas atabileceği şekilde oynaması, (Bu özellikle Skrtel'in zor durumlara düşmesine, Ba'nın topla kaleye ilerlerken birebirde yakalayacağı savunmacıları zorlamasına neden olur) Gökhan ve Olcay'ın topla oyalanmaması, Ba'nın ilgiyi üstüne çekip onlara yolu açması gerekiyor. Evet bunlar söylemesi kolay, yapması zor şeyler ve Arsenal deplasmanında olduğu gibi her şey iyi giderken bir anlık konsantrasyon kaybı gole sebep olabilir ama