6 Mayıs 2015 Çarşamba

Avrupa'nın underrated oyuncuları-2

Listemizin ilk kısmı ısınma turu gibiydi. Avrupa'da underrated oyuncu bitmeyeceği gibi sizden gelen öneriler, kenara köşeye alınan notlar derken bu seri birkaç yazı daha sürecek gibi. Neyse, giriş kısmını uzatmadan sadede gelelim.

PASCAL GROSS

Avrupa'nın en büyük 5 futbol ülkesinden birinde forma giyen ve 31 maçta 7 gol, 22 asistlik performansa imza atan bir oyuncu nasıl underrated kalabilir? İkinci ligde oynuyorsa kalabilir. Audi'nin sponsorluğunda akıllı hamleler yapan ve Bundesliga'ya yükselmesi an meselesi olan Ingolstadt'ın en önemli parçalarından birisi Gross. İstatistiklerini gören herkes bu kadar asisti nasıl yaptığını merak ediyor (hatta bir keresinde 4-1 kazanılan bir maçta 4 asist yapmış). Cevap; genellikle duran toplardan yapmış. Pascal Gross tam bir duran top ustası ve topu istediği yere rahatlıkla gönderebiliyor.


10 numara giyiyor oluşu ve yüksek gol-asist sayısı sizi yanıltmasın, kendisi tam bir 8 numara. Genellikle 3'lü merkez orta saha kullanan Ingolstadt'ta savunmanın önünde Brezilyalı stoper Roger kesici olarak görev alırken ABD'li Alfredo Morales de işin savunma kısmıyla uğraşıyor. Bu ikili Gross'un hücumlara yön vermesini kolaylaştırıyor. Savunma müdahalelerinde çok başarılı olmasa da özverili ve çalışkan bir oyuncu, izlediğim maçlarda geriye desteği hiç kesmedi rakibe baskı yaptı.

Ingolstadt seneye Bundesliga'da olacak ama Gross başka bir Bundesliga takımında olabilir. Son zamanlarda adı Borussia Mönchengladbach'la anılıyor. Böyle duran top kullandığı sürece de ligdeki takımların çoğunda yeri var.

FRANCESCO MAGNANELLI




Bu yazı dizisinin her sayısında sanırım bir İtalyan orta saha oyuncusu yer alacak çünkü İtalya'da isimsiz orta saha maestrosu bitmiyor. Sassuolo'nun büyük kaptanı Magnanelli de onlardan biri.

Chievo ve Fiorentina gibi kulüplere transfer olan ama buralarda şans bulamayan Magnanelli 2005'de 4. ligdeyken transfer olduğu Sassuolo ile Serie A'ya kadar çıkmış ve takımın sembolü olmuş. 300'ü aşkın maçta sadece 5 gol atmış olsa da işin ağır kısmında hep o var. Top kesiyor, ikili mücadeleye giriyor, orta sahanın ortasında aldığı topu etrafı kolaçan ettikten sonra sahanın diğer ucuna başarıyla gönderiyor.

Magnanelli'nin sözleşmesi sezon sonunda bitiyor ve Sassuolo taraftarları onun futbolu kendi kulüplerinde bırakmasını istiyor. O da sözleşmesini yenilemekten mutluluk duyacağını belirtmiş durumda ama sanki kariyerinin sonlarına doğru iyi bir takımdan teklif gelirse kabul edecekmiş gibi açık kapı da bırakmış.

DARIO DAINELLI

"Avrupa'nın en tutarlı takımı kim?" diye sorsanız Chievo derim. Savunma yapıyorlar, bunu gayet de iyi yapıyorlar. Bunda en büyük pay çok tecrübeli stoperlere sahip olmaları. Bostjan Cesar (32), Alessandro Gamberini (33) ve Dainelli'den oluşan bu rotasyon zaten rakibe pek açık alan bırakmayan oyun sisteminde tecrübeleriyle fark yaratıyor.

35 yaşındaki Dainelli ağır bir oyuncu olabilir ama ligin en az geçilen savunmacısı. Hava toplarında da kuş uçurtmuyor. Chievo'nun ligde kalma sırlarından birisi bu ihtiyar delianlı.



JONAS MARTIN




Montpellier çok ilginç bir takım. Başarılı sistemleri sayesinde düzen içindeki isimleri parlatabiliyorlar. Koscielny,Giroud,Stambouli,Cabella gibi Premier Lig'e yolladıkları oyuncuların dışında şu an ellerinde Morgan Sanson gibi bir yıldız adayı da var. Ancak ikinci cümlede bahsettiğim durumu en iyi özetleyen oyuncular Vitorino Hilton, Lucas Barrios, Anthony Mounier gibi daha "düz" ama üst düzey performans gösterenler. Jonas Martin de onlardan biri, en azından ilk bakışta.

Martin'in oyun içindeki önemini kavramak için biraz dikkatli izlemeniz gerekiyor. Forma numarasıyla özdeş mevkinin adamı olan Martin'in aslında mevkisiz bir oyuncu olduğu da söylenebilir. Oyun içindeki farkındalığı çok yüksek ve çok zeki bir oyuncu, bu da bir anda savunma arkasına koşu yapıp kalesini terk eden kaleciyi attığı şahane pasla avlamasını sağlayabiliyor. Morgan Sanson'a da dokunmak kalıyor...


Jonas Martin'in üst düzey çevre kontrolü baskı altındayken topu ayağından çabucak çıkarmasını ve bu pasların genelde başarılı olmasını da sağlıyor. Bir orta saha terminatörü veya pitbull değil ama ne zaman nerede duracağını bilen, zeki, bazen sahte bir kanat oyuncusu bazen gölge 10 numara olarak karşınıza çıkıp sizi kendine hayran bırakabilen bir oyuncu.

YASSIN AYOUB


Bazı oyuncular vardır, büyük bir takıma gidene kadar kolay kolay fark edilmezler. Ayoub sanırım onlardan biri çünkü halen Hollanda'nın büyüklerinde nasıl oynamadığını anlayamıyorum. Ajax çıkışlı Fas asıllı solak orta saha oyuncusu, milli takımlarda Hollanda formasını U17,18,19 ve 21 düzeylerinde giydi. Halen U21 milli takımında görev alıyor.

Teknik kapasitesi üst düzey bir 8 numara olan Ayoub ataklarda ceza sahası civarında oluşu ve şut imkanı bulduğunda "muhteşem sol ayağıylan" yapıştırmaktan kaçınmamasının yanı sıra araya bıraktığı enfes paslarla göz pası silebiliyor. Duran topların başına geçtiğinde içine Pirlo kaçtığını söylemek abartı olmaz, zaten bu sezon yanılmıyorsam 3 asist, 1 de golü var frikiklerden.

8 numara dedik ama kendisi kayarak müdahalede bulunmayı delicesine seviyor ve bu işte başarılı da. Aslında onun tek kişilik bir 6-8-10 orta saha üçgeni olduğunu bile söyleyebiliriz.



Geçtiğimiz yıl bir internet sitesi hakkında "IŞİD sempatizanı olduğu için hiç arkadaşı yok, kadınlarla konuşmuyor" gibisinden bir haber yapınca şoke olmuştum ama Oğuzhan Oğuz sağ olsun böyle bir durum olmadığını ve haberin asparagas olduğunu söylemişti. Zaten saha içinde bu kadar zeki birinin saha dışında böyle saçmalayacağına inanmak istemiyorum.

Bu arada kendisi devre arasında oynanan Borussia Dortmund-Utrecht hazırlık maçında 45 dakika oynadı ve o maçta baskı altında topu ayağından rahat çıkarışı, doğru yere pres yapması ve oyun görüşüyle beni etkilemişti. Bakalım sırada hangi kulüp var?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder