21 Mayıs 2016 Cumartesi

Bu daha başlangıç






   Beşiktaş'ın 4 sezonluk şampiyonluk yürüyüşünün başlangıcı olarak bu kareyi gösterenler var, doğru. Çok güzel ve anlamlı bir kare. Kendi adıma son 4 yıla bakacak olursam biraz daha geriye gitmem gerekir, 11 Haziran 2012'ye.

Beşiktaş'ın basketbolda lig şampiyonluğunu kazandığı akşam. Taksideyiz, Abdi İpekçi'den Beşiktaş'a gidiyoruz. Herkesin bulutların üstünde olduğu an arka koltuktan gelen sesle bölünüyor. Sven-Göran Eriksson'la anlaşıldığı ve İbrahim Altınsay'ın istifa ettiği haberleri bir anlığına tüm coşkuyu donduruyor. O zaman anlıyorum bir sonraki sezonun zor geçeceğini.

Eriksson'la anlaşılmadı, Samet Aybaba zor dönemde yuvasına dönen camia evladı olarak takımın başına geçti. "Ernst de koşuyor, Hasan Türk de. O zaman Hasan daha az paraya koşacak" demeci, ardından Ernst'in Kasımpaşa'ya gidişi o sezonun çok uzun geçeceğinin bir başka belirtisiydi.

Sezon öncesinde "Beşiktaş ligde kalır mı? Beşiktaş ilk 8'e girse başarıdır" minvalindeki konuşmalar bir yana, hiçbir beklentinin olmadığı Feda sezonunda çok atıp çok yiyen, izleyene gereğinden fazla adrenalin yükleyen o takım sezonun bir bölümünde Şampiyonlar Ligi bileti kovalar duruma geldi. Takım sezonu üçüncü sırada bitirdi. 

Bir sonraki yaz Bilic ve Önder Özen geldiğinde herkes daha da umutluydu haklı olarak. Avrupa'da benzerlerini görüp imrendiğimiz türden bir yapılanma gözlerimizin önünde mi kuruluyordu? Önder Özen belki de istediklerinin çoğunu gerçekleştiremedi, takım evinden uzakta geçireceği sezonların ilkinde düşe kalka kendisini bulmaya çalıştı. Sonuç yine üçüncülüktü ama bu sefer bir önceki sezondan daha çok puan toplanmıştı.



Bilic'in ikinci sezonu Feda döneminden beri en çok yolun kat edildiği dönemdi. Almeida'nın gidişi ve Demba Ba'nın gelişiyle kadro kalitesinde çağ atlandı, Hırvat hocanın oturttuğu disiplinli, takım savunması temelli şablon özellikle Avrupa'da iş yaptı. Arsenal,Tottenham, Liverpool gibi takımlar karşısında oynanan Avrupai futbol ve gelinen nokta sarsıcı Club Brugge elenişine rağmen güzel bir Avrupa macerası demekti. Takımın statsız bir şekilde oradan buraya sürüklenişi, Demba Ba'nın yıllardır alışık olmadığı kadar yoğun bir sezon geçirişinin de etkisiyle ikinci devrede düşüşü, Bilic'in terk edemediği bazı alışkanlıkları sonucu son 4 haftaya kadar getirilen şampiyonluk iddiası gerçekleşmedi. Daha fazla puanla da olsa elde yine bir üçüncülük vardı.

Daha yeni başlıyor

Şenol Güneş (belki de Mircea Lucescu ile birlikte) bu takımın başına geçecek en doğru hocaydı. Bursaspor'a sezonun en güzel futbolunu oynatmış, Türkiye Kupası'nı finalde kaybetmiş ve mevcut kadrodaki bazı oyuncuların gelişimini sağlayabilecek tek kişiydi. Geldi ve Beşiktaş'ı ligin her alanında liderliğe götürerek şampiyon yaptı. Bilic döneminde çok da fazla şans bulamayan Oğuzhan'ı takımın kalbine yerleştirip ondan aldığı verim bu konudaki geçmişi düşünüldüğünde çok da şaşırtıcı değildi belki ama Atiba Hutchinson'un 32 yaşından sonra gösterdiği gelişim Şenol Güneş için de bir ilkti muhtemelen. 



Naiftik, Dortmund olmak istiyorduk. Dortmund olmanın çok zaman ve sabır gerektirdiğini, o tür bir profesyonel yapının burada kurulmasının imkansız olduğunu sonradan gördük. Transfer konusunda Porto'yu geçtim, henüz bir Udinese veya Dinamo Zagreb olmadığımızı, scouting konusunda halen bu tip takımların gerisinde olduğumuzu gördük ama Beşiktaş bu 4 sezonluk süreçte biraz şans, biraz UEFA zorunlulukları, biraz iyi niyet biraz da yolda kazanılan tecrübe sonunda kendisine ait bir model üretmeye çok yaklaştı. Diego yerine Sosa, Olcan yerine Töre, RVP yerine Gomez tercihleri biraz şans biraz zorunluluk kaynaklıydı ve Beşiktaş her seferinde karlı çıktı.

Kaiserslautern'den gelen Olcay Şahan, Arsenal akademisinden Oğuzhan Özyakup'la, kariyerindeki ilk profesyonel golü burada atan Gökhan Töre ile, Feda sezonu ve hemen sonrasındaki dönemde atılan tohumlarla kazanılan bir şampiyonluk bu. Ülke futbolunda sabır ve doğru adımlarla da başarının kazanılabileceğinin kanıtı. Menemen ve üçüncülük şakalarının yapıldığı 4 sezonluk süreçte bu takım her yıl üstüne biraz daha fazla koyarak, daha fazla puan toplayarak, daha çok tecrübe edinerek, iç saha maçlarını Edirne'ye İstanbul'dan daha yakın olan Olimpiyat Stadı'nda, bazen Ankara'da, Konya'da oynayarak büyüdü ve yeni evine şampiyon olarak döndü.



(Görsel İsmail Şayan tarafından paylaşılmıştır)

Rakiplerinden daha az maaş bütçeleriyle, yıllardır elleriyle büyüttüğü çekirdek oyuncu grubunun gelişimiyle, ligin en güzel futbolunu oynayıp her departmanda lider olarak şampiyonluğa yürüyen ve tarihinin en özel şampiyonluklarından birini kazanarak "Namağbet şampiyon" unvanını kazanan bu takım için her şey aslında şimdi başlıyor. Mevcut FFP kısıtlamaları dahilinde kadroya yapılması şart olan takviyeler ve Vodafone Arena'nın da getireceği ivmeyle önümüzdeki 5 sezonda 3 şampiyonluk çıkarabilmesi gerekiyor Beşiktaş'ın. Bu aslında bir zorunluluk. Çünkü 4 sezondur bunca çile tek bir şampiyonluk için çekilmedi. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder