20 Mart 2017 Pazartesi

Rakip: Olympique Lyon



Uzun bir aradan sonra merhaba arkadaşlar. Hapoel Beer Sheva ve Olympiakos'u eleyerek çeyrek finale yükselen Beşiktaş geriye kalan 7 takım içinden kendisine en ters oyuna sahip Lyon'u çekti ve 25 Ağustos 2016 Şampiyonlar Ligi grup kuralarıyla başlayan Beşiktaş-UEFA çözüm süreci sona erdi.

Bu yazı çok uzun olmayacak, elimden geldiğince görseller kullanacağım ama çok fazla görselle de şişirmeyeceğim. Genel hatlarıyla bir eşleşme portresi çizelim istiyorum sadece. Hazırsanız başlayalım.

Şu an Ligue1'in 4. sırasında bulunan Lyon'un Şampiyonlar Ligi'ne katılım potasına girmesi imkansız. Zaten onlar da tüm konsantrasyonlarını Avrupa'ya vermiş durumdalar. Buna rağmen bu sezon istatistikleri alt üst eden Monaco'nun çılgın performansını saymazsak (30 maç-87 gol) Lyon, PSG ile beraber ligin en golcü ikinci takımı, üstelik PSG'den bir maç az oynamışlar. 29 maçta 60 gol, hiç fena değil. Bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde 6 maçta sadece 3 gol yemelerine rağmen son maçta 24 şut atıp domine ettikleri Sevilla'yı yenemedikleri için gruptan çıkamadılar.

4-3-3 oynuyorlar, kalede refleksleriyle öne çıkan bol bol atlayıp zıplayan, kalesini çabuk terk eden Lopes var. Stoperlerde son dönem tercihini gençlerden yana kullanıyor Genesio; altyapıdan Diakhaby (20) ve Arjantinli Mammana (20) son dönemde yan yana gelse de Mapou Yanga-Mbiwa da rotasyona dahil oluyor. Kendisiyle ilgili kısa bir parantez açayım; Roma'da oynadığı dönemde sahadayken beni en çok korkutan oyuncuydu. Dany Nounkeu'nun daha klası olan bu arkadaşımız çok atletiktir, bazen ciddi ciddi iyi de oynar ama pozisyon bilgisi yerlerdedir, kafası arada bir dalar gider ve marke etmesi gereken adamı unutup ona boşluk bırakır ama çabuktur, kemik gibidir orası ayrı tabi.

Beklerde sol taraf garanti gibi; tecrübeli Morel zayıf halka görünümünde ama yedeği Polonyalı Rybus'un devşirme bek performansının büyük ligde yetersiz kaldığı ve defansif zaafları düşünülürse Morel Lyon için kötünün iyisi durumunda. Sağda tecrübeli Jallet ve Rafael dönüşümlü oynuyor ve ikisi de aynı hücumcu karakterde. Sık sık ataklara katılıp hücuma derinlik katıyorlar. E tabi bu arkalarına sarkılabileceği anlamına da geliyor. Aşağıdaki kare Jallet'nin Toulouse'a attığı golden.



Stoperlerden Diakhaby'nin enteresan derecede güçlü sezgileri var gol konusunda. Roma'ya, PSG'ye golleri attı son dönemlerde. Duran toplarda kesinlikle göz açtırılmaması gerekiyor. Ancak Lyon duran toplarda ne kadar etkiliyse bu topların ve kenar ortalarının savunmasında da bir o kadar sıkıntı yaşıyor. Son olarak eşleşmenin ilk maçında Fazio geriden gelip çok rahat bir kafa vuruşuyla golü bulmuştu ama benim vereceğim örnek akan oyundan olacak. Salah'ın içeri çevirdiği topta 4 Lyonlunun yalnız durumdaki Dzeko'yu doğru düzgün marke edemeyişini görüyorsunuz. Bu pozisyon gol olmadı ama Roma ikinci maçta El Shaarawy'nin yerden içeri çevirdiği pasta bocalayan Lyon savunması sayesinde gol buldu. Yani içeri gönderilen ortalar çok kritik, sıfıra doğru inip yerden geriye, penaltı noktasına doğru pas çıkarmak daha da kritik. Dengeleri bozuluyor.



Orta saha ve hücum hattına gelirsek bence burayı beraber ele almak lazım çünkü hücumlara 4-5 kişiyle hep beraber çıkıyorlar. Bana biraz geçen sezon Beşiktaş'ın kazanılan toplarla aniden çıktığı piranha hücumlarını andırıyor bu durumları. Gonalons,Tolisso,Fekir,Valbuena,Cornet,Ghezzal,Lacazette. Hepsinin de şut tehdidi yüksek ama aynı zamanda hepsi de inceci. Bu da tehlikeyi daha da büyütüyor çünkü tam "Aha şut atacak, kapatayım" diye hamle yaptığınızda tıpkı San Antonio Spurs gibi ekstra pas yapıp boştaki adamı bulabiliyorlar.

Bahsettiğim şeyi tam olarak karşılamasa da 4-2'lik maçta Roma'ya attıkları ikinci golden önceki paslaşmalar ve Lacazette'in Tolisso'ya verdiği pasla savunmayı felç edişini izleyebilirsiniz




Piranha ataklarına birkaç kare örnek vereyim. Çok adamla aniden çıkıyorlar ve rakip savunmadan daha fazla adamla ceza sahasına girdikleri oluyor;




 Dikkat ederseniz burada Valbuena'nın attığı gol bir üstteki karedeki gole benziyor. Çok adamla ceza sahasına giriş, içeriye çıkarılan topa geriden gelenin vurması.

                                  Bu tip hücumlarını görünce "Bu takım 4 forvet mi oynuyor?" diyebiliyorsunuz çünkü çoğu zaman "2 kanat+1 santrfor" şeklinde değil de topyekun 4 forvetle oynar gibi giriyorlar ceza sahasına

Burada ben çekindiğim bir noktaya değinmeden edemeyeceğim. İsrail'deki maçta çok önemsiz gözüken ama beni rahatsız eden bir pozisyon vardı, bilmem kareleri görünce hatırlayacak mısınız



 Hapoel, John Ogu ile geliyor. Tosic sağdaki arkadaşla ilgilenmek yerine Ogu'ya yöneliyor

  Ogu sağdaki arkadaşa pası veriyor ve hareketleniyor. Buradan anlaşılmıyor pek ama o arkadaşın topu tekrar Ogu'ya oynayacağını maçı izlerken anlıyorsunuz. %90 öyle olacak yani.
 Öyle oluyor, top tekrar Ogu'ya çıkarılıyor o da vuruşunu yapıyor, top Marcelo'dan dışarı çıkıyor. Bu pozisyonda sadece iki aktif adamla bu kadar basit bir şeyi uygulayabilmeleri ve o şutu attırmamız canımı sıkmıştı. Lyon'un hücumlara çok adamla çıkışlarını, o adamların hepsinin etkili şutlar çıkarabildiğini ama daha da fenası ekstra paslarını düşününce aklıma yine bu pozisyon geldi. Maalesef ani gelişen ataklarda savunmamız genellikle bocalıyor, hatalı kararlar veriyor. Ben Şenol hocanın Lyon'a karşı Napoli'ye (ve Portekiz'deki Benfica maçındaki gibi) oynadığımız gibi oynatacağını düşünüyorum ve bu tip durumlara pek düşmeyeceğimizi umuyorum.

Lacazette ile ilgili çok fazla konuşmaya gerek yok. Adam komple forvet, iyi golcü ama aynı zamanda Tolisso'nun golünden önceki gibi ince işleri de yapabiliyor. Ayrıca çok ama çok çabuk, özellikle kısa mesafede deparı atıp stoperi arkasında bırakabilen, kırmızı kart göstertebilen bir adam. Buna da şöyle bir örnek var Rennes maçında bir anda hızlanarak Ramy Bensabaini'yi (ki hiç de yavaş bir oyuncu değildir) oyundan attırmıştı


St Etienne'in Şubat ayında 2-0 kazandığı derbi bence Beşiktaş için pusula olmalı. St Etienne bu derbiyi kazanırken orta sahada Lyon'un kalabalıklığına aynı şekilde karşılık verdi, sertlikle onları yıldırdı, gollerden birini orta sahada kazanılan topu savunma arkasına çabuk oynayarak buldu ve planından şaşan Lyonlu oyuncular son bölümde sinirlerine hakim olamayarak 2 de kırmızı kart gördü. St Etienne topla çok daha az oynamasına rağmen Lyon'u düzen dışına çıkarmayı başarmıştı o maçta. Lyon'un agresif yapısı ve bu piranha hücumları hızlı hücuma çıkan takımlar karşısında kendilerine zarar da veriyor çünkü.

Bu arada kaptanları Gonalons'un ilk maçta oynayamayacak olması büyük bir artı Beşiktaş için. Kesin değeri hatırlamamakla birlikte sezonun bir bölümünde Gonalons'lu Lyon'un onsuz maçlara göre kazanma yüzdesinin %20 civarında daha yüksek olduğu paylaşılmıştı, o istatistiği hatırlıyorum. Bu hafta sonu da PSG karşısında 13 pas arası gibi insanüstü bir performans sergiledi zaten.

Sonuç olarak bu Lyon Beşiktaş'ın 4 puan aldığı Napoli'den iyi mi? Hayır. Ancak yer yer onlardan daha tahmin edilemez bir hücum repertuvarına sahipler. Mesela Napoli Vodafone Arena'daki maçın ilk yarısında sadece Mertens'i savunma arkasına kaçırmaya çalışarak 45 dakikayı geçirmişti. Lyon'un ortadan daha çok gelmesi, bazı bölümlerde 4-5 oyuncuyla ceza sahasına girmesi muhtemel. Savunmada konsantrasyonun %100'den bir adım aşağı inmemesi, hücumda da topun kıymetini bilen, rakip kaleye çabuk inebilen bir Beşiktaş görmemiz şart. Quaresma'nın yapacağı ortalarla tabela yapabileceği iki maç oynayacağız ama ikinci Olympiakos maçı yerine topla daha az oyalanıp penaltı noktası civarına top göndermesi gerek. Çok zor bir eşleşme ancak tabi ki imkansız diye bir şey yok. Bol şans.